Oca 23, 2014 - Genel    No Comments

Motivasyon

Motivasyon kelime kökeni olarak  “hareket” kelimesinden gelmektedir. “Kendimizi içeriden dışarıya doğru harekete geçiren bir güdü, bir itici güç …”  gibi tanımlara sahiptir. Bence ise motivasyon, kişisel gelişimimiz, kariyerimiz, bir şeyler başarabilmemiz için gerekli olan hani şu sürekli, sık sık, defalarca duyduğumuz “ilk adım” var ya, evet! ta kendisidir. Çoğu şey motivasyon ile başlar ve de onun eşliğinde devam eder; belli bir yere yada sonuna dek…

motivasyon asla pes etme

İki çeşit motivasyon vardır: İç ve dış motivasyon.

Öncelikle Dış motivasyonu inceleyecek olursak:

Motivasyon sevgi dolu, olumlu ve teşvik edicidir. Hangi koşullarda olunursa olunsun, içeride bir kıvılcım oluşturabilir. Zihnin daha iyi çalışması, kişinin sağlıklı düşünmesi, kendini iyi hissetmesi, bakış açısını geliştirmesi için içsel bir inşa halidir.

Ama bu motivasyonun nasıl sağlanacağı da bir o kadar önemlidir. Genelde motive etmek için ödül ya da ceza şeklinde yöntemler kullanılmaktadır.

Araştırmalar bu şekilde yöntemlerin 20. Yüzyıldan önce işe yaradığını günümüz içinse genellikle aksi şekilde sonuçlandığını göstermektedir. Yapılan deneylerde ilk gruba “Amaç ve hedefleri gayet açık ve net bir şekilde bildirilip herkes üzerine düşeni, neyi nasıl yapacağını biliyor, hedef gayet açık ve net.” Bu koşullar altında ödül ve ceza sistemi uygulanıyor ve aynı koşullar altında ödül-ceza sisteminin uygulanmamış olması durumuna kıyasla başarı gözle görülür bir biçimde artıyor, evet bu iyi bir şey.

Yalnız diğer daha önemli olan deneye bakacak olduğumuzda ise “ Çözümün bir öncekindeki gibi net, açık olmadığı, düşünme gerektiren, yaratıcılık gerektiren bir sorunla karşılaşıldığında ise”  bu şekilde bir ödül-ceza sisteminin başarıyı çok büyük bir oranda düşürdüğü gözlemleniyor.

 

Peki, biri size bunu yaparsan sana ödül vereceğim diyor. Diğer taraftan ise ödül ya da herhangi bir ceza olmaksızın yapmanız bekleniyor. İlk deneyde olduğu gibi başarının artmasını beklemez miyiz? ya da daha çok daha iyi çalışmaz mıyız?

Elbette evet, ama bu ödül ya da ceza uygulandığında bizim tüm dikkatimizin kazanma ya da kaybetmemeye odaklandığımız gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden ilk grup herhangi bir düşünce ya da odaklanma gerektirmeyen, yalnızca fiziksel çabayla başarılabilecek işte başarı sağlarken, ikinci grupta ise düşünme, hayal gücü, yaratıcılık gerektiğinden ve dikkatlerini kazanma ya da kaybetmeden alamadıklarından başarı oranı düşmektedir. Günümüzdeki yapmamız gereken görevlere, iş ve sorumluluklara bakacak olursak çoğunluğu düşünme, karar alma ve odaklanma gerektiren işler olsa gerek, ikinci grupta olduğu gibi.

İç motivasyona gelecek olursak, adından da anlaşılacağı üzere ödüller ya da cezalarla değil de hislerle ilgilidir. Bazı şeyleri yalnızca yapmak için yapmak değil de önemli oldukları için ve de isteyerek yaptığınızı düşünün. Belli bir misyon ve vizyonuz var ve olağan gücünüzle severek isteyerek bir an önce gerçekleştir(ebil)mek için can atıyorsunuz. 🙂

motivation

Motivasyonu sağlamak isteyen bir yöneticinin izlediği ilginç bir yolu paylaşmak istiyorum;

Herhangi bir çalışma saatiniz olmadığını düşünün. Aynı zamanda işe gitme, toplantıya katılma zorunluluğunun olmadığını… Sizden tek istenenin bu işi yap istediğin şekilde nasıl yaparsan yap ama yap olduğu bir iş. Suistimal edilmediği sürece mükemmel sonuçlar elde edilmesine bir engel olmasa gerek.

Son olarak ise, motivasyona ihtiyaç duyduğumuz sıkılıp bunaldığımız zamanlarda, motivasyonumuzu nasıl sağlar, nasıl arttırabiliriz?

Kişiden kişiye çok farklılık gösterebilmekle birlikte birkaç genel başlığı inceleyecek olursak ;

Her gün 5 dakika egzersiz yapın

Başkalarını destekleyin: Kendinizle ilgili olan tüm negatif düşüncelerden sıyrılabilmek için karşınızdakinin moralini yükseltin. Ne kadar işe yaradığına şaşıracaksınız.

Sözlerinizi yerine getirin: Eğer bir söz verdiyseniz, hemen bugün gerçekleştirin. Sözünün eri olmak her zaman iyi hissettirir.

Kıyaslama yapmayın: Kendinizi sizden biraz daha iyi/kötü, akıllı/ aptal ve daha iyi görünen %1’lik kesimle kıyaslamayın. Resme geniş bir perspektiften bakın.

Gülümseyin:  (link) Gülümsemek, beyninize mutlu olduğunuz komutunu verir. Bu bilimsel bir gerçektir, deneyin.

Bilgisayarınızı kapatın: Tek arkadaşınız bilgisayar ekranı olmaya başladığında durun, bilgisayarı kapatın ve iletişim kurabileceğiniz canlı birini bulun. Onlar size, bir bilgisayara göre çok daha güzel şeyler söyleyebilirler

Çevrenize huzur saçın: Bugün huzur atmosferi yaratabileceğiniz bir yol bulun. Bu kadar olumsuzluğun içinde etrafınıza huzur saçın.

Benliğinizle olan diyaloğunuzu değiştirin: Kendinize karşı iyi bir gözlemci olun; kullandığınız sözcükleri olumlu ve güzel olanlarla değiştirin.

Kendini ikna etmenin herhangi bir yolunu bulanlar hayatının kaptanı olan, harika motivatörlerdir.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!