Tem 12, 2015 - Genel    1 Comment

Özgüven

Gerçek şu ki, hayatın her alanında kazananlar ve kaybedenler vardır. Bu farkı oluşturan şeyler ise, kişiden kişiye, meslekten mesleğe ya da zamana göre farklılık gösterebilir. Hatta bu konuda şans faktörü de yerine göre çok etkin bir rol oynayabilir. Ama bunların içiresinde öyle bir tanesi var ki, bence olmazsa olmaz diye nitelendirdiğimiz ve herkesin sahip olması, geliştirmesi gereken bir şey: “Özgüven”. Tek kelime olarak bahsettiğimiz bu sözcük, tutku ve azim gibi o kadar güçlü ve önemli şeyleri içinde barındırıyor ki, sadece kendi aralarındaki etkileşimlerinden, birbirlerini beslenmeleri ve tetiklenmelerinden yola çıkarak özgüvenin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

Özgüveni biraz daha detaylandırmadan önce, bir üst başlığa “güven” konusuna çıkmak, ondan bahsetmek istiyorum. Hepimizin karşımızdakilerde görmeyi, hissedebilmeyi istediğimiz duygu değil midir, güven? Bize güvenmesini ve onlara gerçekten güvenebilmeyi…

Peki, en çok istediğimiz ve çoğumuzun “Karşılıklı güven olduktan sonra gerisi bir şekilde halledilir.” diye düşündüğümüz bu duygu için, neler yapıyoruz? Gerçekten gereken önemi gösteriyor, dürüst ve güvenilir olabiliyor muyuz?

Şimdi gelelim daha da önemli olduğunu düşündüğüm, bir alt başlık ve güvenin özü olan özgüvene. Öncelikle herkesin her şeyde çok iyi olamayacağı, böyle bir kapasitemizin şuan için olmadığı konusunda tekrar anlaşalım. Anlaştığımıza sevindim, Süper! Öyleyse hangi konularda artılarımız ve eksilerimiz olduğunu biliyor olmalı ve zayıf yönlerimizi geliştirip eksilerimizi azaltmaya, artılarımızın sayısını ise daha fazla arttırıp daha da geliştirmeye çalışmalıyız. Peki, bu nasıl olmayacak ve nasıl olmamalı? Hadi bunu son günlerde yakın çevremde yaşamış olduğum birkaç örnekle senaryolandıralım.

Bunlardan ilki, Türkiye Girişimcilik Vakfı Fellow Programı ile ilgili(http://www.girisimcilikvakfi.org/index.php). Bu seneki başvurular sırasında 2. Aşamaya geçen adayların bir kısmında özgüven eksikliği fark ettim. Maalesef yetenekli ve belli bir bilgiye sahip olan arkadaşlarımda bile, bu özgüven eksikliğini görmek üzücü oldu.

Daha önce yapmadığımız bir şeyi, çok deneyimimizin olmadığı bir şeyi düşünüp hayal edelim. Programı çok beğendik, bir şekilde orada olmak ve o konuda çalışmak, kendimizi geliştirmek istiyoruz. Hatta ekstra olarak yeterince heyecan ve tutkumuz bile var. Bu noktada iç sesimiz fırsatı fark edip hemen araya girebiliyor.

  • “Ama daha önce hiç böyle bir şey yapmadım ki, ya yapamazsam?”
  • “Binlerce kişi başvuruyor ve çok az kişi seçilecek, çok istiyorum evet, ama benim deneyimim de yeterli bilgim de yok. Neden beni seçsinler ki?” ve benzeri olumsuz bir sürü telkin daha…

Yukarıdaki bahsettiğim kısa senaryo bir program, etkinlik ya da herhangi farklı bir şey için olabilir. Gelin bir de Yabancı dil ile ilgili bir örneğe göz atalım:

2 hafta önce bir arkadaşımı speaking club etkinliğine katılması için davet ettim. Verdiği ilk tepki sevinme ve heyecan oldu. “Çok iyi, tamam gidelim”. Yarım saat sonra bu tepki yavaş yavaş yerini kaygıya acaba ve belkilere bıraktı. Tabi konuşup ikna ettim ve 1.5 saat süren yola koyulduk. 1.5 saatlik yol neredeyse bitmiş ve gelmemize yalnızca birkaç dakika kalmışken, arkadaşım hala “Acaba nasıl olacak, gelmese miydik” benzeri şeyleri dile getirdi. Ve birlikte olası iyi-kötü senaryoları gözden geçirmeye başladık.

En kötü ne olabilir? Beklediğimiz gibi güzel bir ortamla karşılaşmaz ve bir süre oturup çok kalmadan çıkıp dolaşırız. Birkaç saatlik yol gelmiş oluruz, o kadar. Tam iyi kısmı, artıları hakkında konuşuyordum ki arkadaşım “Ya bayadır pratik yapmıyorum, ya konuşamaz heyecanlanırsam” dedi. Evet, haklı. Eğer bir süre herhangi bir şeyde pratik yapmazsak bunlar olası ihtimaller. Özet olarak konuşmamız şu şekilde geçti:

A:Buraya neden geldik?

B:Pratik yapmak için.

A: Diğerleri neden geldi peki?

B: Sanırım pratik yapmak ve yeni birileriyle tanışmak için.

A: İngilizceni geliştirmek istiyor musun?

B: Tabi o yüzden buradayım. Bu sene bunun için yurt dışına gitmek ve eğitim almak istiyorum ayrıca.

A: Diyelim ki bu etkinlik ve önündeki diğer etkinliklere az önce dediğin gibi “heyecanlanıp konuşamazsam” diye düşünüp katılmadın ne olacak?

B: Yurt dışında hallederim, orada daha hızlı olur zaten.

A: Anadilinin İngilizce olduğu bir ülkede mi yoksa burada pratik yapılma amacı ile toplanılmış bir yerde mi, heyecanlanıp konuşamama durumun daha iyi sence?

Derken etkinlik yerine geldik ve masalarımıza oturduk. Etkinlik bitimine kadar kaldık ve düşünülen gibi kötü bir senaryo da olmadı. Oradaki yabancı ve Türk katılımcılarla tanışıp sohbet ettik.

özgüven

özgüven

Konuyu şuraya bağlamak istiyorum, mutlaka her şeyin bir başlangıcı var. Önce, şimdi ya da daha sonra bu başlangıç aşamasını ve o zorlukları, az ya da çok yaşayıp geçirmemiz lazım. Sanırım bundan kaçışımız yok. Öyleyse neden bazı şeyleri çok çok istememize rağmen, “deneyimim yok ya da yapabilir miyim acaba” gibi şeylerin arkadaşına sığınıp denemekten kaçıyoruz? Neden elimizden gelenin en iyisini yapıp olsa da olmasa da bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışmıyor, bize yeni kapılar açmasına izin vermiyoruz? Kendimizi bu vasıta ile daha da iyi tanımak artılarımızı ve eksilerimizi daha iyi görmek ve networkümüzü geliştirebilmek varken neden acaba ve belkilerin tüm bu fırsatları elimizden almasına izin veriyoruz?

Neden sorusu mükemmel bir soru. Bence insanı harekete geçiren, gerçekten neleri yapmak ve başarmak istediği ve neleri istemediği konusunda bizleri düşündürten ve bilinçlendiren bir soru. Ben “neden” sorusunu hep “neden olmasın” ile birlikte paket olarak kullanırım. Örneğin; …. herhangi bir şeyi yapmak istiyorum. Neden, çünkü … nedenlerinden dolayı. (yapılabilir tabi)Neden olmasın? Gayet basit ve güzel bir motivasyon kaynağı dimi 🙂

Kısaca özetleyecek olursam, lütfen kendinize güvenin.

  • Kendinizle yüzleşip yaptığınız hataları kabullenin ve çözüm yolları arayın.
  • Eleştirilere açık olun, herhangi bir eleştiri aldığınızda doğru olabilme ihtimalini göz ardı etmeyin.
  • Hem kendinize hem de başkalarına karşı dürüst olun.
  • “Yapamayacağım ya da eğer çok iyi yapamazsam arkadaşlarım ya da görenler neler düşünür?” lerden sıyrılın. Title(unvan)lardan, farklı sıfat ve şapkaların egolarından kurtulun ve yapmak istediğiniz her ne ise ona başlayıp küçük de olsa devamlı bir şekilde adım atmaya, ilerlemeye devam edin. Bence asıl mutluluk burada 🙂

Tabi hala isteklerinizin başkalarının düşüncelerinden daha önemli, daha değerli olduğunu düşünüyorsanız.

Başkalarının yaptıkları şeyleri sürekli hayal edip beklemek yerine, elimizden gelen çabayı göstererek başarısız da olsak tekrar kalkıp pes etmeksizin deneyip, hedef ve hayallerimizi gerçekleştirebilmemiz dileğiyle…

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button

1 Comment

  • Başkalarının yaptıkları şeyleri sürekli hayal edip beklemek yerine, elimizden gelen çabayı göstererek başarısız da olsak tekrar kalkıp pes etmeksizin deneyip, hedef ve hayallerimizi gerçekleştirebilmemiz dileğiyle…

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!