Eki 15, 2014 - Genel    2 Comments

Girişimcilik Vakfı Fellow Programı 5. aşaması/son aşama

… ve büyük gün geldi. 6400 kişi içinden son aşamaya, 5. Aşamaya kalanlar olarak İstanbul’a yönetim kuruluyla mülakata tabi tutulmak üzere yola çıktık. Hangi yönetim kurulu üyesine denk gelip kiminle mülakat olacağız? Nasıl bir mülakat olacak ve nasıl geçecek diye, bir sürü soru işaretlerimiz, yeteri kadar heyecan, mutluluk ve açıkçası korkumuz vardı. Ben kendi kısmımı anlatmaya çalışacağım.

Açıkçası Sina Afra Bey ile mülakata girebilmeyi çok istiyordum. Mülakat günü merdivenleri çıkıp kapı aralanana kadarki heyecanım görülmeye değerdi sanırım. Karşımda Sina Beyi görünce birden sevindim ve daha da heyecanlandım : )

“Bambaşka bir mülakat olacak”, denildiği kadar varmış gerçekten. 15 dakika civarı olan süre 3-4 dakikaymış gibi geldi. Bu süre zarfında girişimcilik vakfı ile ilgili düşündüklerimi, neden orda olmak istediğimi ve neleri yapmak, kısa ve uzun süre zarflarında neleri görmek istediğimi dilimin döndüğünce anlatmaya, kendimi ifade etmeye çalıştım. Sina Beyin sakinleştirici, motive edici ses tonu ve konuşmasıyla mülakat daha çok, güzel bir sohbete dönüşmüştü benim için. Yukarda bahsettiğim gibi çok kısa bir süre gibi geldiğinden dolayı, kısa bir süre bir sessizlik oluştu ve “bitti, tamamdır” denildiğini duymamışım. “Bitti mi, gerçekten mi? bu kadar mı, devam etmeyecek mi?” şeklinde komik sorular sordum heyecanımdan dolayı : )

5. aşama da tamamlandı. Sıra geldi, yine bekleme aşamasına. Her aşamada heyecanımız git gide arttı. Hele ki mülakat sonrasında… Üniversite sonuçlarımı beklerken bu kadar merak etmemiş ve heyecanlanmamıştım sanırım. Vee @girvak tan bir tweet.

sonuclar acıklandı
Sanırım o tweet den sonra maillerimizi çok daha sık bir şekilde kontrol etmeye başladık, gerçekten çok sık bir şekilde. Son aşamaya kalabilen arkadaşlarla kısa sürede kaynaşıp sosyal medyadan çeşitli gruplar oluşturup sürekli iletişim halindeydik. Ve sonuçlar açıklanmaya başladı. İlk mail gelip aramızdaki ilk fellow belli oldu. 1 dakika içerisinde büyük bir kısmımız duymuştuk sanırım. Merakla mailleri beklemeye mail sayfamızdaki yenile butonunu sürekli tıklamaya başladık. Korku ve mutluluk içinde garip, yeterince heyecan içeren bir andı. Ve mailim geldi.

girvak sina afra

Direk koyu kısımla yazılan yer dikkatimi çekip orayı okuduktan sonra, okuma kısmını bırakıp sevinmeye başladım tabi ki : )

Arkadaşlarıma verdiğim sözümü, “ Tüm aşamaları geçersem, 2. Aşamada çektiğim motivasyon videomun kamera arkası görüntülerini sizlerle paylaşacağım.” En kısa sürede yerine getireceğim : )

Birkaç gün içinde istanbul’da ilk etkinliğimiz gerçekleşecek ve hem Türkiye’de hem de Dünyada ilk kez denenecek bir programın fellowları olarak 40 fellow bir araya geleceğiz. Polonya Türkiye uçak biletlerim çoktan hazır olup yarın gece yola çıkıyorum. Fellowlar olarak hepimiz, merakla etkinliği ve girişimcilik vakfı ailesi ile tanışmayı bekliyoruz. Ekonomi, girişimcilik ekosistemi, network ve birçok açıdan herkes için güzel, verimli ve faydalı bir sene olabilmesi, bu güzel ve taze oluşumu takip edebilmek, elimizden geldiğince daha iyi bir yere götürebilmek, gidebilmek dileğiyle : )

http://www.girisimcilikvakfi.org/

https://twitter.com/girvak

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button
Ağu 30, 2014 - Genel    1 Comment

Girisimcilik Vakfi Basvuru Seruvenim

İnsan bazen sevdiği şeyleri kaybedince, ya da daha iyimser düşünmek gerekirse sevdiği şeylerden/kişilerden uzaklaşıp tekrar bir araya gelme şansı bulunca, kıymetini-değerini çok daha iyi anlıyor sanırım. Tabi yine de bunu bahane gösterip daha çok özlemek ya da özletmek kılıfı ile bir şeylerden ya da birilerinden uzaklaşmak, bu durumu suiistimal etmek yok ona göre : )

3-4 aydır çeşitli meşguliyetlerden dolayı maalesef ve maalesef blog yazamayan birisi olarak, bu yazımın giriş bölümünde bunlardan kısa ve içten bir biçimde bahsetmek istedim.

Hemen hızlı bir biçimde girişimcilik konusuna girmek istiyorum. Sanırım ülkemizin büyük bir kısmı için girişimcilik, son senelerdeki çalışmalar sayesinde kendilerine özgü tanımlamalarla da olsa, artık genel hatlarıyla bilinen, bahsedildiğinde anlaşılan bir tabir . Eminim araştıran, merak eden, kendini geliştirip etrafını, dünyayı değiştirmek isteyen kişiler olarak herkesin, girişimcilerin, yapmak istedikleri çok çok fazla, birbirinden güzel projeler ve icatlar var. Tabi maalesef yeterli koşulların oluş(a)maması, ya da yeteri kadar sabır edil(e)mediği yüzünden potansiyelimize oranla gerilerdeyiz diye düşünüyorum. Çok uzatmadan girişimcilik vakfı  ve fellow programı eleme aşamalarından kısaca bahsedip videomu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Girişimcilik vakfı ile ilgili bilgilendirmeyi ilk gördüğüm andaki duygularımı anlatmak hayli zor sanırım. Örnek vererek benzetme yapacak olursam, öncesinde yapmayı planladığınız “şöyle şöyle …. olsa insanların hayatları kolaylaşır sanırım?” dediğiniz bir düşüncenin belli bir zaman aralığından sonra birileri tarafından yapılıp onunla karşılaştığınız ilk anki düşüncelerimiz… Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele” deki  deyişi ile …benim aklıma gelmişti : ) Tabi “benim aklıma gelmişti tüh yapamadım başkası yaptı” üzüntüsünden ziyade, benim aklıma gelmişti ne mutlu ki birileri yaptı ve herkese faydalı olacak mutluluğu, sevinci…

Az önce  Girişimcilik vakfı Fellow programı 3. ve 4. aşamalarını da tamamladım. Ve içten bir biçimde ifade etmem gerekirse, henüz seçim süreci aşamalarında olmasına rağmen, Girişimcilik vakfı beni düşündüğümden çok daha fazla etkiledi ve bazı şeylerin şimdiden farkına varabilmemi sağladı. Bu güzel ekibin bir parçası olabilecek miyiz düşüncesi, bizi korku-heyecan-mutluluk ve merak arasında git gel yaptırdı ve devam hala ediyor : ) Bu yazım için kamera arkası görüntülerine ve beni nasıl etkilediği gibi konulara girmeden daha çok 2. aşamada karşılaştığım “neden girişimcilik, girişimcilik motivasyonun ne? sorularına cevap vermek amacıyla oluşturduğum 02:30 dakikalık videomu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Videomun son kısmında da bahsettiğim üzere, iki olan motivasyon kaynağıma üçüncüsünü, giveback‘i ekleyebilmek dileğiyle ..

Girişimcilik vakfı ile ilgili detaylı bilgi için. Link

 

 

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button
Nis 27, 2014 - Genel    No Comments

Girişimcilerin zaman yönetimi verimliliğine ihtiyaçları var

Birçok girişimci günün 24 saatten fazla olması dâhilinde kendi icatlarıyla dünyayı değiştirebileceklerini dile getirir. Daha kolay bir çözüm yolu olan, saat başına daha fazla iş yapabilme yeteneğini geliştirebilmek yerine, mevcut olan 24 saati arttırabilmeyi isterler.

Hepimizin sürekli yoğun olan, işi başından aşkın tanıdıklarımız vardır muhakkak, ama yalnızca birkaç önemli sonuç ortaya koyabilmişlerdir.

Ne kadar tutkulu olursa olsun herkesin zaman yönetimini, zaman zaman tekrar gözden geçirmeye ihtiyacı vardır. Etkili zaman yönetimi yeteneği, kişinin en iyi, en önemli avantajlardan birisidir.

Time management- zaman yönetimi

Time management- zaman yönetimi

Özellikle girişimciler için çok değerli olacak, zaman yönetimi verimliliğini arttıracak 10 maddeyi inceleyelim:

  1. Önceliklerinizi başarabilmek için ertelemenin üstesinden gelin. Çoğu zaman başlangıçta “öncelikli/acil”  yapılacak şeyleri yapıp “önemli” olanları ertesi güne erteleriz. Bu problemin üstesinden gelebilmek için çalışma saatini belli parçalara ayırmamız gerekir. Bu bize bilinçsizce bir şeyleri yetiştirmeye çalışmak yerine planda-programda, görevde kalmayı sağlayacaktır.
  2. Deadline(son teslim tarihi) sizi negatif değil de pozitif olarak etkilesin. Gerçekçi bir deadline sizi motive etmelidir. Bu yüzden kendinize ve de çalışanlarınıza sahte deadline bildirip motivasyon ve isteklerinin düşüşüne neden olmayın. Nasıl zaman kazanırım stratejilerini çok iyi inceleyin ve bazen amaçlarınızı revize etmek en doğru çözüm olabilir.
  3. Son dakikaya kadar beklemek yerine hemen cevap verin. Ekibinizden birisinin ya da bir müşterinizin isteklerini son dakikaya kadar bekletmek iyi bir şey olmasa gerek. Eğer iletişim kurulması gereken doğru kişiyseniz hemen cevap verip yardımcı olmaya çalışın ya da diğer bir yetkili kişiye yönlendirin. İsteklerin ertelenmesi projenin başında bile olunsa olumsuzluklara, krizlere yol açabilir.
  4. Pazardaki fırsatları iyi yakalayın. Zaman yönetiminin en büyük faydası, yolumuza çıkacak beklenmedik fırsatları tanıyıp onları şekillendirebilmektir.
  5. E-mail ve sosyal medyanın kattığı değeri hesaplayın. Web tarama alışkanlıklarınızı kontrol edip ve bir limit belirleyerek sınırlayın ya da bunları yapması için bir kişiyi belirleyin.
  6. İstenilen iletişim metodunu bulup onu kullanın. Eğer birisi telefondan nefret ettiğini söylüyorsa saygı duyup farklı bir iletişim metodu bulun, mail yoluyla haberleşin. Hem bu şekilde biraz da olsa giderlerinizi minimize etmiş olursunuz.
  7. Kritik bir işi teslim etmeden önce tarafsız bir şekilde dikkatlice tekrar inceleyin.
  8. Hayır demeyi öğrenin. Hiç birimizin her şeyi yapabilecek vakti yoktur. Kibarca ve suçluluk hissetmeyecek şekilde “hayır” demeyi öğrenin. (link): hayır diyebilmek 
  9. Ürünleri kapıdan al ve de hızlıca teslim et.  Müşterilere yaklaşmak ilk önceliğiniz ise tamamlanmış öneriler ve teslimat anahtar kelimelerinizdir.
  10. Yeni çözümler için iş alanınızın dışına bakın. Birçoğumuz karşılaştığımız zorluklara çözüm bulabilmek için yalnızca kendi alanımızda yetenekli, deneyimli kişilerle konuşup onlardan fikir alırız. Yatırımcılar, danışman kurulu, alternatif çözüm sağlayabilecek diğer endüstriden ortaklara danışıp fikir alış verişi yapmak ve direkt dışarıdan yardım alabilmek yerine sadece bu alana, kendi alanımıza sıkışıp kalırız.

 

Zaman yönetimi sürekli geliştirilebilen bir yetenektir yalnızca zaman zaman yaptıklarımıza ve zamanımızı aktif bir şekilde kullanıyor muyuz diye kontrol edip gereken aksiyonu almamız gerekir.

Zamanımızı etkin ve faydalı bir biçimde kullanabilmek dileğiyle..

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button
Oca 23, 2014 - Genel    No Comments

Motivasyon

Motivasyon kelime kökeni olarak  “hareket” kelimesinden gelmektedir. “Kendimizi içeriden dışarıya doğru harekete geçiren bir güdü, bir itici güç …”  gibi tanımlara sahiptir. Bence ise motivasyon, kişisel gelişimimiz, kariyerimiz, bir şeyler başarabilmemiz için gerekli olan hani şu sürekli, sık sık, defalarca duyduğumuz “ilk adım” var ya, evet! ta kendisidir. Çoğu şey motivasyon ile başlar ve de onun eşliğinde devam eder; belli bir yere yada sonuna dek…

motivasyon asla pes etme

İki çeşit motivasyon vardır: İç ve dış motivasyon.

Öncelikle Dış motivasyonu inceleyecek olursak:

Motivasyon sevgi dolu, olumlu ve teşvik edicidir. Hangi koşullarda olunursa olunsun, içeride bir kıvılcım oluşturabilir. Zihnin daha iyi çalışması, kişinin sağlıklı düşünmesi, kendini iyi hissetmesi, bakış açısını geliştirmesi için içsel bir inşa halidir.

Ama bu motivasyonun nasıl sağlanacağı da bir o kadar önemlidir. Genelde motive etmek için ödül ya da ceza şeklinde yöntemler kullanılmaktadır.

Araştırmalar bu şekilde yöntemlerin 20. Yüzyıldan önce işe yaradığını günümüz içinse genellikle aksi şekilde sonuçlandığını göstermektedir. Yapılan deneylerde ilk gruba “Amaç ve hedefleri gayet açık ve net bir şekilde bildirilip herkes üzerine düşeni, neyi nasıl yapacağını biliyor, hedef gayet açık ve net.” Bu koşullar altında ödül ve ceza sistemi uygulanıyor ve aynı koşullar altında ödül-ceza sisteminin uygulanmamış olması durumuna kıyasla başarı gözle görülür bir biçimde artıyor, evet bu iyi bir şey.

Yalnız diğer daha önemli olan deneye bakacak olduğumuzda ise “ Çözümün bir öncekindeki gibi net, açık olmadığı, düşünme gerektiren, yaratıcılık gerektiren bir sorunla karşılaşıldığında ise”  bu şekilde bir ödül-ceza sisteminin başarıyı çok büyük bir oranda düşürdüğü gözlemleniyor.

 

Peki, biri size bunu yaparsan sana ödül vereceğim diyor. Diğer taraftan ise ödül ya da herhangi bir ceza olmaksızın yapmanız bekleniyor. İlk deneyde olduğu gibi başarının artmasını beklemez miyiz? ya da daha çok daha iyi çalışmaz mıyız?

Elbette evet, ama bu ödül ya da ceza uygulandığında bizim tüm dikkatimizin kazanma ya da kaybetmemeye odaklandığımız gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden ilk grup herhangi bir düşünce ya da odaklanma gerektirmeyen, yalnızca fiziksel çabayla başarılabilecek işte başarı sağlarken, ikinci grupta ise düşünme, hayal gücü, yaratıcılık gerektiğinden ve dikkatlerini kazanma ya da kaybetmeden alamadıklarından başarı oranı düşmektedir. Günümüzdeki yapmamız gereken görevlere, iş ve sorumluluklara bakacak olursak çoğunluğu düşünme, karar alma ve odaklanma gerektiren işler olsa gerek, ikinci grupta olduğu gibi.

İç motivasyona gelecek olursak, adından da anlaşılacağı üzere ödüller ya da cezalarla değil de hislerle ilgilidir. Bazı şeyleri yalnızca yapmak için yapmak değil de önemli oldukları için ve de isteyerek yaptığınızı düşünün. Belli bir misyon ve vizyonuz var ve olağan gücünüzle severek isteyerek bir an önce gerçekleştir(ebil)mek için can atıyorsunuz. 🙂

motivation

Motivasyonu sağlamak isteyen bir yöneticinin izlediği ilginç bir yolu paylaşmak istiyorum;

Herhangi bir çalışma saatiniz olmadığını düşünün. Aynı zamanda işe gitme, toplantıya katılma zorunluluğunun olmadığını… Sizden tek istenenin bu işi yap istediğin şekilde nasıl yaparsan yap ama yap olduğu bir iş. Suistimal edilmediği sürece mükemmel sonuçlar elde edilmesine bir engel olmasa gerek.

Son olarak ise, motivasyona ihtiyaç duyduğumuz sıkılıp bunaldığımız zamanlarda, motivasyonumuzu nasıl sağlar, nasıl arttırabiliriz?

Kişiden kişiye çok farklılık gösterebilmekle birlikte birkaç genel başlığı inceleyecek olursak ;

Her gün 5 dakika egzersiz yapın

Başkalarını destekleyin: Kendinizle ilgili olan tüm negatif düşüncelerden sıyrılabilmek için karşınızdakinin moralini yükseltin. Ne kadar işe yaradığına şaşıracaksınız.

Sözlerinizi yerine getirin: Eğer bir söz verdiyseniz, hemen bugün gerçekleştirin. Sözünün eri olmak her zaman iyi hissettirir.

Kıyaslama yapmayın: Kendinizi sizden biraz daha iyi/kötü, akıllı/ aptal ve daha iyi görünen %1’lik kesimle kıyaslamayın. Resme geniş bir perspektiften bakın.

Gülümseyin:  (link) Gülümsemek, beyninize mutlu olduğunuz komutunu verir. Bu bilimsel bir gerçektir, deneyin.

Bilgisayarınızı kapatın: Tek arkadaşınız bilgisayar ekranı olmaya başladığında durun, bilgisayarı kapatın ve iletişim kurabileceğiniz canlı birini bulun. Onlar size, bir bilgisayara göre çok daha güzel şeyler söyleyebilirler

Çevrenize huzur saçın: Bugün huzur atmosferi yaratabileceğiniz bir yol bulun. Bu kadar olumsuzluğun içinde etrafınıza huzur saçın.

Benliğinizle olan diyaloğunuzu değiştirin: Kendinize karşı iyi bir gözlemci olun; kullandığınız sözcükleri olumlu ve güzel olanlarla değiştirin.

Kendini ikna etmenin herhangi bir yolunu bulanlar hayatının kaptanı olan, harika motivatörlerdir.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button
Kas 1, 2013 - Genel    No Comments

Gülümsemek : )

Gülümsemek yalnızca ağzın iki kenarındaki ve göz çevresindeki kasların hareketiyle oluşan bir yüz ifadesi değildir. Hiç tanımadığınız bir insana dahi verebileceğiniz bir hediye, dünyayı daha güzel bir yer haline getirebilmenin en maliyetsiz ve en kolay yoludur. Ama bazıları içinse bir o kadar da zordur. Onlar gülümsemeyi bir taviz, bir zayıflık olarak görüp “Daima ciddi olmalıyım, gülmek-güldürmek yok.” diye düşünürler ve disiplini bu şekilde sağlamanın etkin ve mantıklı olan olduğuna inanırlar. Hala var mı bilmiyorum ama (umarım yoktur) İlkokuldaki ve ortaokuldaki müdür yardımcılarımızı hep böyle tanımadık mı? Bir iyi ve bir kötü adam, kötü adam hiç gülmez herkes ondan korkar ve disiplin sağlanır.

 

“Genellikle telaşlı, sıkıntılı, kasvetli yüzler görürüm. Ne zaman ki neşeli, eğlenceli yüzler görsem şaşırırım.” Gibi cümleleri defalarca ve defalarca ve yeteri kadar okumadık mı?

 Evet, kesinlikle…

 

Aynı zamanda gülümsemek bebeklerin bile anlayabileceği bir dildir. Esnemeden bile hızlı, aktif bir şekilde yayılabilen bu mükemmel duyguyu yayabildiğimiz kadar bulaştırabildiğimiz kadar herkese bulaştırmalıyız.

Yüzünden gülücük eksik olmayan, genelin aksine olumlu pozitif bir enerji yayan, çevresini güzelleştiren, daima olumlu bakabilecek bir pencere bulabilen o güzel insanlar, pozitronlar! Sayınız hiç eksilmesin, daima artsın. Size çok ihtiyacımız var : )

Yalnızca “İki nokta ve bir parantez”, kimseye çok görmeyin : )

 A smile is a language that even a baby understands.

 

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Saygılarımla …

 

 

Share Button
Tem 25, 2013 - Genel    No Comments

Kişisel Gelişim

Şuan bu kitabı okuyorsanız kendinizi geliştirme adına büyük bir adım atmışsınız gibi yazılarla başlamayacağım elbette : )

Kendimi nasıl geliştirebilirim ? Eminim çoğumuz bu konu hakkında düşünmüş, bir şeyler okuyup farklı kişilerden, farklı fikirler edinmişizdir. Gelişim kısmına geçmeden önce

  • ” Ne yapmak istiyoruz?
  •  Gelişimden kastımız ne ?
  • Kendimi hangi konularda eksik hissediyorum?
  • Hangi durumlarda problem yaşıyorum.”

           … gibi sorular sayesinde kısa ve uzun vadeli planlara ihtiyacımız var.

Şunu iyi vurgulamak gerekirse kişisel gelişim demek, yalnızca “sürekli kişisel gelişim kitapları okumak”, seminer ve konferanslara katılmak demek değildir. Okumanın getirilerini tabi ki  küçümsemiyorum. Demek istediğim düşünün ki ; sürekli okuyan, araştıran hatta gezen bilgili biri… ama iletişim  kurabilme yeteneği, takım çalışması, bilgi paylaşımıtopluluk önünde konuşabilme, kendini ifade edebilme gibi  birçok önemli eksiklikleri var. Durum böyleyken sürekli, yalnızca kişisel gelişim kitapları okumayı tercih etmesi sizce ne kadar mantıklı ?

O kitapların yazarlarına gelecek olursak. Sürekli gelişimden bahsedip 2. kez aynı konuşmasını farklı bir senede yada farklı bir üniversitede aynı şeklide birebir senelerce sürdürmesinin neresi gelişim ?

Yada kendim birebir gördüğüm için söylüyorum. İngilizce  bir kitabın bir kısmını Türkçeye çevirip hiç bir kaynak belirtmeden kendi yazısıymış gibi kendi kitabında kullanmasının neresi etik, neresi gelişim…

kişisel gelişim - Zafer Çiğdem

Peki kendimizi geliştirmek adına neler yapabiliriz ?

Öncelikle yeni fikir ve önerilere açık olmalı ve bunu karşı tarafa hissettirmeliyiz. “İşe yaramaz, yapılamaz, hiçbir değeri yok, aptalca “ gibi kelimeleri kullanmamaya dikkat etmeli, söyleyenleri ise çokta dikkate almamalıyız bence. Çok uzatmadan birkaç madde üzerinde durup sonrasında ise bitirmek istiyorum.

İç konuşma yapmak: İç konuşma yapmayı “kendini kandırma olarak düşünenler olabilir.  Eğer bu bizim sinirsel ve psikolojik durumumuzu, hormonlarımızın çalışma şeklini … değiştirip bizim daha sağlıklı/mantıklı kararlar almamızı sağlayacaksa, tamam varsın öyle olsun gelin kendimizi kandıralım. Her zaman her şeyi mükemmel yapamayabileceğimizi, önemli olanın elimizden geldiği kadarını en iyi şekilde yapmaya çalışmak olduğunu kendimize hatırlatmak, olumsuz düşünmektense, çok daha iyi bir fikirdir.
Kendini tanımak: Kendilerini tanıyan insanlar kendi güçlü ve güçsüz yönlerini iyi bilirler. Bir topluluğa girdiklerinde kendilerini ifade ederken kendi potansiyellerinin farkında olarak harekete geçerler.
İyi bir iletişim: Sağlıklı bir iletişim yeteneğimiz olması bizlerin çevremizde sevilen saygı duyulan güvenilen insanlar olmamızı sağlar. Çevremizde olumlu bir imaja sahip olduğumuzda kendimize güvenimiz artacaktır.

 

Genelde üniversitenin ilk senelerinde duyduğumuz gibi.  “Topluluğa katıl, seminerler, konserler ve organizasyonları kaçırma…” gibi şeylerden bahsetmek yerine. Ne bileyim kendinizi sahnedeki kişi olarak görün/hayal edin. Yada bir diğer etkinliği de siz organize edin. “Daha önce yapmadım ki, ne nasıl oluyor anlamam mı diyorsunuz?” Gidip en yakın etkinliği bulun ve yetkili kişiyle görüşüp yardımcı olmak istediğinizi belirtin. Özellikle üniversitelerde kolay kolay olumsuz bir geri dönüş alınmasa gerek.

 

Son olarak; Motivasyon motivasyon! (link) Kendinizi ve başkalarını motive etmenin yollarını öğrenin ve mutlaka hayatınızın her kademesinde ihtiyaç duydukça bunları uygulayın. Hatalarınızdan ders alın! Onları, sizi başarıya ulaştıracak hatırlatmalar olarak görün. Kendinize inanın! Elinizi kolunuzu bağlayanlardan ziyade sizi güçlendiren şeyleri düşünün.

 

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Sevgi ve Saygılarımla …

 

Share Button
May 4, 2013 - Genel    No Comments

Biraz CV, biraz mülakat

 

Eminim çoğumuz bir kez de olsa Kariyer.net ‘in etkinliklerine/sunumlarına katılmışızdır. Yada kariyer.net ‘de bir üyeliğimiz vardır. Bu yüzden klişeleşmiş şeyleri yazmaktan ziyade, başlıktan da anlaşıldığı üzere biraz CV, biraz mülakat…

 

İşin özünde CV bir satış belgesidir. Eğer iyi hazırlanmış bir CV ise, kolay anlaşılıyorsa, ayrıntılara özen gösterilmişse, bilgilere çabuk ulaşılıyorsa ve sahibinin kişiliğini yansıtıyorsa etkilenmemek zor olsa gerek.

 

Mükemmel bir CV:

  • Gereksiz ayrıntı ve karmaşalardan kaçınılmış
  • Tek sayfa üzerinde özenle hazırlanmış
  • Sahibinin iş deneyimlerini özetleyip kişiliği hakkında fikir veren
  • Kişinin daha önce çalıştığı ve çalışılmak istenilen alanlardaki güçlü yönlerinin vurgulandığı bir CV …

Sahip olunmayan özellikleri yazmaktan son derece kaçınmalıyız. İngilizce seviyesi örnek verilir genelde, iyi olmayan İngilizce seviyenizi iyi olarak yazmayın denilir. Hobiler, katılan program/etkinlikler, alınan sertifika ve eğitimler yada projeler kısmında da bu yanlış bilgi kolayca fark edilebilir. Bazen tek bir soru bile bunu anlamak için yeterli olabilir. 4 gün önce katıldığım bir mülakat sırasında:

“Münazarayı sevdiğinden bahsetmişsin. Daha önce hiç münazara turnuvasına katıldın mı?”

diye soruldu. Evet katıldım dedim ve akabinde “Konunuz nelerdi, siz neleri savunmuştunuz  ve nasıl savundun” denildi. Açıkladım ve devam edildi ..

Hobi kısmına, hobimiz olmamasına rağmen  “Ne kadar spor varsa yada eğlenceli, renkli görünen ne kadar aktivite varsa hepsi yazılabilir.” diye düşünülmemelidir. Hobilerin incelenmesindeki  amaç ekip ruhuna sahip mi? Takım sporlarına ilgisi var mı? Tüm hayatı okul/ iş mi? gibi çok yönlü olup olmadığımızı değerlendirmektir. Tüm gün masa başında iş yapacak birisinin hobi yönünden çok aktif olması, işveren tarafından “Bu pozisyonda çabuk sıkılır ve işi bırakabilir.” gözüyle bakılabileceğinden çokta iyi olmasa gerek. O yüzden başvuracağımız pozisyona işe göre  CV  şekillendirilmeli, düzeltilmelidir.

zafer Çiğdem CV mülakat

Mülakat kısmına gelecek olursak, birçok yönetici adaylara doğru soruları sor(a)maz ve bu nedenle standart cevapları alır. Adaylar kendilerine sorulacak soruları önceden tahmin edip onları bir aktör gibi ezberlerler. Bu nedenle yapılması gereken şey alışılmışın dışında, beklenmedik sorular sorup adayların gerçek benliklere ulaşmaya çalışmaktır. Geleneksel iş görüşmesinde yapılan konuşmalardan kaçının; karşınızdaki kişinin öz geçmişine bakıp ona kendisinden söz etmesini istemeyin. Size görünmek istedikleri gibi görünmelerine izin vermeyin, gerçekten kim olduklarını anlamaya çalışın.

Pırıltıyı/ışığı görme:

“5 dakikalık bir görüşme içgüdülerim sayesinde yeterli oluyor. Hatta bazen adayın resepsiyonda oturuşu bile bana onun doğru kişi olup olmadığı konusunda fikir veriyor.

diyor bazı  tecrübeli yöneticiler ise.

Son olarak “Bize kendinizden bahsedin” , “Bu işi neden istiyorsunuz” gibi sorulardan ziyade;

  • Başından sonuna kadar yönettiğiniz, başarılı olmuş bir projeden ve bunu nasıl yaptığınızdan söz eder misiniz ?
  • Hayatınızda stresle nasıl başa çıkarsınız ?
  • Zayıf yönleriniz nelerdir ?
  • Ne tür bir liderlik tarzı daha başarılı olmanızı sağlıyor ?

gibi sorular tercih edilmelidir.

 

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Sevgilerimle…

 

Share Button
Şub 26, 2013 - Genel    No Comments

Düşün, plan yap ve başar

Bana bir soruyu çözmem için 1 saat verilse 45 dakikasını düşünüp anlamaya, 10 dakikasını çözüm yolları üretmeye, 5 dakikasını da soruyu çözmeye ayırırım der Einstein. Üzerinde gerçekten düşünülmesi gereken bir söz. Düşünmek, anlık karar verme psikolojisi ile sağlıksız düşünüp yanlış karar vermemizi engeller. Daha sağlıklı daha mantıklı kararlar almamızı sağlar.

Mümin Sekman’ da düşünmenin önemini “Amerikalı gibi düşünün, Japon gibi planlayın, Türk gibi başlayın .” sözleriyle dile getirmektedir.

Başlama ya da kendine güven konusunda bir sıkıntımızın olmadığı çok açık ortada. O yaptı ben de yapabilirim mantığıyla kendimizi çok iyi motive edebilen çok akıllı bir milletiz ki düşünüp plan yapma kısmını da iyi bir şekilde yapabilirsek…

Büyük düşün küçük adımlarla başla ve sen neye hazırsan oda senin için hazırdır gibi sözlerde düşünmenin ne kadar önemli olduğunu bizlere anlatmaktadır.

plan

Plan yapmaya gelecek olursak öncelikle yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum sizlere; İzmir FEN lisesindeki kimya öğretmenim sevgili Ersin hocam ÖSS’ye hazırlık yaparken defalarca, bir dönem boyunca, bıkmadan, usanmadan plan yapmam gerektiğini söyledi. Bense sürekli geçiştirdim ve dönem sonunda “Defalarca söylenildi. Bir deneyim bakalım ne de olsa bir şey kaybetmem.” dedim ve o gün gece 01:00 a kadar sürecek olan çalışmam saat 19:00 olduğunda bitmişti. Nasıl bittiğine inanamamıştım. 10 dakika bile sürmeyen kısa zamanda yaptığım plan, bana tam 6 saat kazandırdı.

Vakit nakittir deyimince Gelin bu kadar değerli olan vaktimizi 10 dakika sürecek plan yapmayı terk etmeyerek daha güzel bir şekilde kullanıp, boşa harcamayalım.

ÖSS birincilerine nasıl çalıştın sorusunu yönelttiğimizde “Çok çalışmadım sadece planlı programlı çalıştım”sözlerini duymaya yeterince alışkın olsak gerek.

Plan yapmak yapacağımız işi önceden belirleyip o işe kendimizi zihinsel ve bedensel olarak hazırlamamızı da sağlar. Özellikle ÖSS’ye hazırlanan arkadaşlar için sürekli masada oturup “Ne çalışsam acaba OFF” derdinin halledilmesine yönelik birebirdir.

Başkanlara, bakanlara ve üst makamlardaki iş adamlarına baktığımızda her birinin günlük, haftalık, aylık ve yıllık planları bulunmaktadır. Buda plan yapmanın önemini bizlere yeterince anlatmaktadır.

Plan and Organize

Amerikalıların, İngilizlerin hani hep şu filmlerde duyduğumuz  ‘B’ planı var ya “Herkesin A,B,C planı varken neden bizim bir planımız bile yok?”

Nereye gideceğini bilmeyen gemiye rüzgâr yardım etmez miseli, nereye gittiğimizi düşünüp bir an önce karar vermeliyiz.

Ayrıca plan yapmak bilgi kirliliğinin, çokluğunun yeterince fazla olduğu günümüzde seçici öğrenme yolu ile beynimizin gereksiz doğrulardan uzaklaştırıp kafa karışıklığını önlemesi yönünden de bize çok önemli bir fayda sağlamaktadır.

(Ne yapacağına karar ver ve yap, ne yapmayacağına karar ver ve yapma.)

Uzmanlar planlamaya ayırılan 10 dakika pratikte uygulamada 1 saat kazandırır derler.

Yukarıda da bahsettim. Ben denedim bana 1 değil tam 6 saat kazandırdı : )

Hiçbir şey zor değildir yeter ki onu ufak parçalara bölmesini bilelim.

Son olarak başarmak konusuna gelecek olursak bu iki madde olduktan sonra başarıda bunların beraberinde gelecektir… : )

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Sevgilerimle…

Share Button
Şub 1, 2013 - Genel    No Comments

Uyku faktörü

Uyku vücudumuzda her şeyin düzene konulduğu, tamir ve tedavisinin yapıldığı son derece önemli bir süreçtir. Büyüme hormonu ve melatoninin salgılanması da uyku sırasında gerçekleşir. Bir kaç hafta uykusuz kalmanın ölüme neden olduğu hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ispat edilmiştir.

Daha da önemlisi insanın yetersiz uymasıyla zihinsel güç kaybı arasında yakın bir ilişki olduğu, uykusuz kalan insanların düşüncelerini hiçbir şeye yoğunlaştıramadıkları ispat edilmiştir. 48 saat uykusuz bırakılan yüksek öğrenimli kişilerin, ilkokul çocuklarına öğretilen matematik işlemlerini yapmakta zorlandıkları görülmüştür.

Uykusuz bir kişi, günlük yaşantısında pek çok sıkıntıyla karşılaşır; unutkan olur, sinirliliği artar, dikkatini toplayamaz ve iç huzursuzluklar yaşar.

Ayrıca kaliteli uyku yaşlanmayı geciktirir. Günde 8 saat uykunun insan sağlığı için yeterliği kabul edilir.

uyku

 

Sağlıklı bir cilt için de düzenli uyku gerekmektedir. ABD’de gerçekleştirilen araştırmalar, uyku düzeninin bozulmasının hormon seviyeleri üzerinde olumsuz etkiye (cilt kuruması ve sivilce gibi sorunlara) neden olduğunu göstermektedir.

Gelelim, uykusuzluğun nedenlerine;

  • Stres
  • Gece tüketilen gıdalar ve bununla birlikte gelen hazımsızlık
  • Uyku düzenini değiştiren ilaçlar
  • Gece yatmadan önce uyku getirici içecekler, uykuya dalmanıza yol açsa da uykuyu dinlendirici yapmaz. Uykunuz daha az derin ve daha az dinlendirici olur, kolaylıkla uyanabilirsiniz.

Ayrıca düzenli uyku metabolizmayı dengeye sokar. Metabolizmanızı dengeye sokmanız zayıflamanızda önemlidir. Metabolizmanın çalışmasını aksatan uyku düzeni size kilo aldırabilir. Bu yüzden metabolik dengede uykunun önemi büyüktür.

Melatonin denilen hormon beyinde sadece 23:00-05:00 arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Ayrıca bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da, üzerinde önemle durulan bir hormondur.

Peki, uyku sırasında neler gerçekleşiyor ?

  • Uyurken tüm organlarımız yavaşlayarak dinlenir, temizlenir ve yenilenir
  • Beynimiz rahatlar. Tortuları dışarı atarız ve zihnimiz güçlenir.
  • Vücudumuzdaki toksinler temizlenir ve hücrelerimiz yenilenir.
  • Bu esnada gün boyunca oluşan DNA hasarları onarılır.
  • Uyku sırasında bağışıklık sistemimiz güçlenir ve dayanıklılığımız artar.
  • Uyku esnasında, gün boyunca biriken stres, gerginlik ve sinirlilik halleri serbest hale gelip vücuttan kolayca salınır.
  •  Bizi uyutan hormonlar, gün doğarken mutluluk hormonu olarak tanıdığımız Seratonin’e dönüşür ve gözlerimizi umutla, neşeyle açmamızı sağlar.

bebeklerde_uyku_egitimi_bebeklerde_uykusuzluk_h150

 

Başarıya ulaşabilmek, izlenecek yolların aşılması ve kalıcı olabilmesinin temel şartlarından birisi, insanın iyi uyumuş, dinlenmiş ve zinde bir şekilde uyanmasıdır.

Bütün bunları yapmayı başarabilmenin tek koşulu iyi uykudur.

İyi uyuyabilmek için ise ;

  • Ilık bir duş: Vücudunuz gün boyu kapalı yerde kaldığından ötürü terlemiş ve cildiniz kapanmıştır. Negatif enerjiyi atabilmek için duş almak iyi olacaktır.
  • Kısa yürüyüşler: Efor sarf edip yorulmak sizi uykuya hazırlayacaktır.
  • Belgesel seyredin: Doğa belgeselleri seyretmek insanı psikolojik olarak gerilimden uzaklaştırır ve uykuya alıştırır.
  • Aşırı yemekten kaçının: Kasılmış ve gerilmiş bir mideyle uyumak hem sağlığınızı hem de uyku kalitenizi bozar ve yataktan zinde kalkamazsınız.
  • Sessiz ortamlar seçin: Gürültü her zaman uykuyu olumsuz etkiler, ortamı sessizleştirmeye çalışın.
  • Erken uyanmaya çalışın: Erken uyanmak gece de uykumuzun erken gelmesi demektir. Bir anda uyanma saatinizde ciddi bir değişikliğe gitmeyin; beşer dakikalık değişimlerle uyanma saatinizi daha erken bir saate çekebilirsiniz.
  • Uykuya dalamadığınızda endişelenmeyin: Ne kadar gerilirseniz, uykuya dalmanız da o kadar zorlaşır.Derin nefes almak ve zihninizi boşaltmak uykuya dalmanızı kolaylaştıracaktır.
  • Ayrıca yatak odasındaki en zayıf ışık bile melatonin salgılanmasını olumsuz etkilemektedir.
  • Bazı yiyeceklerin sağlıklı bir uyku için yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Mesela akşama doğru yenilen bir avuç kiraz, içindeki melatonin hormonu nedeniyle, daha iyi bir şekilde uyuyabilmenizi sağlayacaktır.
  • Uyku öncesi içilen ılık sütün yararlı olduğu bilinmektedir. Süt, tıpkı muz ve yulaflı yiyecekler gibi kolaylıkla uykuya dalmanızı sağlar. İyi bir uyku uyumak için uyumadan bir saat önce muzu ılık bir sütün içine dilimleyin ve afiyetle için.
  • Son ve en önemlisi de optimist (iyimser) olmak, çözümlerin tükenmeyeceğini bilmek, bedenen ve ruhen rahat olmak gerekiyor.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Sevgilerimle …

Share Button
Eki 23, 2012 - Genel    No Comments

Kapı açılacak

Başarıya ulaşmak, havaalanlarındaki kayan kapılara benzer.Kapalı kapıya doğru yürürsünüz; önce hiçbir şey olmaz.Birkaç adım daha atarsınız.Hala kapalıdır, ama siz ilerlemeye devam ederseniz.Son adımınızda kapı açılır ve siz içeri girersiniz.

Başarı kapılarını açmak için ise :

  • Onlara doğru yürümeye devam etmek gerekir (kapıların açılmayacağından korksanız bile)
  • Elde etmek istedikleriniz konusunda net olmalısınız
  • Çok çalışmak, hele ki ekip çalışması çok önemli ben değil biz diyebilmek gerekli
  • Yenilikleri yakından takip etmek
  • Zorluklar karşısında yılmamak
  • Sabırlı olmak
  • Mücadeleden hiç bir zaman vazgeçmemek
  • Büyüklerin tavsiyelerine her zaman dikkat etmek gerekir.

Yol boyunca kendinize güvenir ve inanırsanız, hedeflerinizden ve amaçlarınızdan vazgeçmezseniz, kapı açılır.Siz yürümeye devam edin.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

İyi şanslar : )

Share Button
Sayfalar:«123»