Ağu 2, 2012 - Genel    No Comments

En iyi olmak güzeldir ama orada kalmak gerekir

Stephen Bradbury 2002 Kış olimpiyatları’nda 1000 metre paten yarışında Avusturalya’ya ilk altın madalyayı kazandırdığında ünlü olmuştu.Bradbury altın madalyanın en güçlü adayı olmaktan çok uzaktı, kendisine pek şans tanınmıyordu;ancak ilk dört patenci birbiriyle çarpışınca, onları geçip madalyaya ulaştı.

Bu olaydan sonra, gazeteciler ona stratejisinin ne olduğunu sordular.Şöyle cevap verdi:”Orada olmak, elimden geldiğince hızlı kaymak ve diğerlerinin düşmesini umut etmek! ” Aynen böyle olmuştu.Bradbury en hızlı patenci olmamasına rağmen yarışı kazanmıştı.

Gelin bir de şirketlere bakalım :

THY küresel marka olma, Teknosa yaygınlık, BİM düşük maliyet, LC Waikiki ise odaklanma stratejisinden uzun yıllardır taviz vermiyor…

yeni teknolojilere çok hızlı geçmesi olduğunu söylüyor.İlk fotoğraf nakil teknolojisini kullanan ve ilk renkli baskıya geçen gazete Hürriyet …

İlk olmanın elbette çok büyük bir etkisi/artısı var.Tabi bunu sürdürebilir kılmak, kalıcılığı sağlamak çok daha önemli.İşte Kodak! Dijital fotoğraf makinesi teknolojisini ilk geliştirdiği halde bunu kullanamadı ve yok oldu.Bir zamanlar birçok inovasyona imza atmış fakat son dönemde aynı momentumu tutturamayan Sony ise üst üste 4′üncü yıl zarar açıklıyor.Keza bir zamanların devleri olan Ericson ve Panasonic  de kalıcılığı sağlayamadı ve …

Kısacası kalıcılığı sağlayabilmek:

  •  Sektöründe ilklere imza atmak.
  • Teknolojik yeniliklerin yakından takipçisi olmak.
  • Resimde belirtmeye çalıştığım maddeler ile mümkündür.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Sevgilerimle…

Share Button
Tem 23, 2012 - Genel    No Comments

“hayır” diyebilmek …

Hayatta en büyük zorluklardan biri budur. Birçok kişi hayatının büyük bir bölümünü, aslında önemli olmayan ya da yapmak istemediği şeylere ”evet” diyerek geçirir.Hayatınızda ve işinizde önemli olan/yapmak istediğiniz şeyleri belirleyin.Bunlara tutkuyla ve coşkuyla ”evet” deyin. Bunun dışındaki her şeye ”hayır” demekten kaçınmayın.

En söylenmesi gereken yerde bile hayır diyememek, insanın iç dünyasında nasıl bir baskı oluşturur hiç düşündünüz mü ? Bir türlü içinden geldiği gibi olamamak …

Peki neden hayır diyemiyoruz ?

Çünkü çoğu zaman kişiler hayır demenin bir tercih olduğunu değil de, teklifi yapan kişiyi reddetmek olduğunu algılarlar.

Toplum kültürümüzde evet demek fedakar, yardımsever ve iyi insan olma gibi özelliklerle özdeştirilmiştir.Bu özellikleri taşıyan biri gibi görünme isteği de hayır demeye engel olur bazen.

Evet cevaplarıyla sıkıntı çekmek yerine, hayır demeyi öğrenmek, stresinizi azaltır.

Psikoterapist Emma Baskerville ;

  • Hayır derken kendinizi suçlu hissetmemelisiniz, çünkü dürüstlük gerçekten en iyi seçenektir.
  • Önemli olan doğru bir şekilde ”hayır” demek. Mesela açıklama yapmaktansa soru sormalısınız.Bu karşılıklı diyaloğu arttırır böylece hakikaten anlaşılırsınız.
  • Sadece ”hayır” demek yerine hem anlaşılmanızı sağlayacak hem de çatışma çıkarmayacak bir yöntem bulun.Mesela meşgulseniz bir arkadaşınız ona yardım etmenizi istiyorsa, ”Bu gece dışarı çıkmayı çok isterdim ama …….’ndan dolayı ……. tarihine kadar kafamı kaşıyacak vaktim yok. Bunu başka bir zaman yapsak nasıl olur?” diye sorun.

”Ya da patronunuz üzerinize çok fazla iş yüklüyorsa açık sözlü olun: Sizin için bu işi tamamlayabilirim, ama önümüzdeki haftadan önce teslim edemem. Sizin için en iyisi X, Y veya Z’ ye sormak olur. Onlar daha hızlı bir şekilde bu işi halledebilir.” diyebilmek gerekir demektedir Emma Baskerville. Tabi bazen çok da açık sözlü olmamak gerekir 🙂

Yaşamda huzuru sağlayan en temel unsur ise dengedir. Tabi ki her şeye hayır dememek gerekiyor, ideal olan evet ve hayırların dengede olduğu bir yaşamdır.

Etrafınızda hayır diyebilen birileri varsa onları daha yakından tanımaya çalısın ve onların hayır deme sosyal becerisini nasıl kazandıklarını öğrenin.

Dürüst bir hayır cevabı asla, yalancı bir evet cevabının sonuçları kadar can yakıcı olamaz…

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

Sevgilerimle…

Share Button
Tem 13, 2012 - Genel    No Comments

Hazırlık final sonrası değerlendirme : )

Açıkçası bende diğerleri gibi Isparta’nın haritadaki yerini orayı kazandıktan sonra öğrenenlerdenim 🙂  İzmir’deyken oranın buz gibi olduğunu abartanlar yüzünden eksi derecelere gidiyorum hava baya soğuk olacak düşüncesiyle yanlış mont ve bot seçimi yaptığımı gidince anladım tabi. Bu ilk yanılgım olmuştu. Diğeri ise arkadaşlarım ”akşam  kafeler caddesinde buluşalım” dediğinde kafamda Bornova küçük park olmasa da o tarz cıvıl cıvıl eğlenceli kalabalık bir şey canlandırmıştım yaptığım büyük hatalardan biri de bu şekilde düşünmekti sanırım,  ki  kafeler caddesindeyken birine kafeler caddesi nerede diye sorduğumda anladım bunu da 🙂  Meğersem birkaç kafe vs nin birleşiminden oluşan küçük sakin bir caddeymiş. Gelelim eğitim kısmına; öncelikle İzmirden tanıdığım eski arkadaşlarıma, lisede bizim 1. yabancı dilimiz Almanca olduğu için hazırlık okuyup okumamam gerektiği konusunda danıştım. Büyük bir kısmı ”Okuma boşver zaman kaybı buranın hazırlığı iyi değil, eğitim kötü, geçen sene ÖSS’ye hazırlık yaptın 1 sene kaybettin zaten, 1 sene de burada hazırlık okuyarak kaybetme.” dediler. Diğer yeni tanıştığım arkadaşlarımın büyük bir kısmı da bu şekilde düşünüyordu gir sınava ve geç…

İngilizcemin çok iyi olmadığını düşündüğüm ve öğrenmek isteyip diğer senelere bırakmak istemediğim için muafiyet sınavına girmedim ve  hazırlık okumaya karar verdim. İlk gün dersmi olur mantığınca okula gitmedim. 2. gün gittiğimde ise arkadaşımla panoda yazan ders giriş-çıkış saatlerine uyduğumuz için geç kalmıştık ve sınıfa girdiğimizde hoca bizi derse almayıp dışarı çıkartmıştı. Tek yaptığımız panoda başkalarının yanlış yazdığı saatlere uymak olmuştu. İyi bir başlangıç olmamıştı tabi bu. Hemen bir önyargı oluştu ”1 dk geç geldik diye de atılır mı ya” diye. Ertesi derse girdiğimizde ise o kişinin bizim sınıftan sorumlu hoca olduğunu öğrenince ”ahaa tamam” demiştim kendi kendime ama aradan 10 dakika geçtikten sonra hocayla düşüncelerimiz çokta zıt, çokta farklı olmadığını fark ettim. İlerleyen zamanlarda ise bana eğitimin yetersiz kötü olduğunu söyleyen tüm arkadaşlarımın, herkesin yanılmış olduğunu fark ettim. Hem bizimle ilgi alaka hemde ders yönünden tüm hocalarımız çok çok iyilerdi ve 1 senede bize çok şeyi öğrettiler. Sayelerinde yeni doğan bir bebeğe ne alınır onu bile öğrenmiş oldum deneyimle 🙂 Kısacası çok güzel ve hızlı geçen mutluluk dolu 1 seneydi bu sene,  İngilizceyle de iyi bir başlangıç yapıp tanıştık, iyi anlaştık, umarım aramız hiç bozulmaz 🙂

Olumsuz düşünen insanları duymayın! Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar..

Sevgilerimle ..

Share Button
Haz 1, 2012 - Genel    No Comments

hoşgeldik :)

Merhaba sevgili okuyucu,

Bugün internet dünyasında bir blog yazarı olarak ilk günüm.

Tasarım konusunda tema, renk, şekil ve kategori düzenleri ile ilgili önümüzdeki günlerde uğraşıp güzel ve kalıcı bir görüntü elde edebilirim umarım.
Bu sitede size edindiğim tecrübelerimi, önemli aktivitelerimi , güncel bilgileri ve çeşitli öznel paylaşımlarımı sunacağım.

 

Bunun için ilk adımı atmış bulunuyorum, devamı da en kısa zamanda düzenli bir şekilde gelir umarım.

Yazmak zor ama bir o kadar da eğlenceli bir şey, umarım eğlencesi hiç azalmaz aksine gün geçtikçe daha da artar : )

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.

 

Renkli günler …

Share Button
Sayfalar:«123