Haz 8, 2017 - Genel    1 Comment

Yabancı Dil Öğrenme Deneyim ve Tavsiyelerim

Türkiye’de yabancı dil bilenlerle ilgili çeşitli istatistikler var, bunların ne kadar gerçekçi olduğu tartışılır tabi. Yabancı dil demenin “yalnızca dil bilgisi” demek  olmadığı hepimizce aşikar. Yani mükemmel bir dil bilgisine sahip her kişinin, o dili iyi bir şekilde konuşmasını bekleyemeyiz. Dil bir bütündür. Dil bilgisi, kelime bilgisi, konuşma, dinleme, telaffuz vb. Bunların her birinin belli ölçülerde olması gerekir. Diğer yanlarımız oldukça zayıfken yalnızca birine ağırlık vermek, iyi bir sonuç vermeyecektir. Somut bir örnek vermek gerekirse, YDS’den (yabancı dil seviye tespit sınavı) 98 puan, 96 puan civarları, tam puana çok yakın puan alan arkadaşlarım var. Ama maalesef İngilizce dinleme ve konuşmaları çok zayıf, İngilizce konuşmalara neredeyse hiç dahil olamıyorlar. Çünkü yalnızca dil bilgisi çalıştılar. Gerek ilk ve orta eğitimlerde, gerekse de yüksek eğitimlerde, daha çok dil bilgisi üzerine duruluyor ve öğrencilere neredeyse hiç pratik yaptırılmıyor. Pratik yapmaktan uzak, yabancı dille iletişim kurmanın eğlencesini tadamayan, sürekli dil bilgisi kurallarını öğrenmeye çalışan öğrencinin, yabancı dilin sıkıcı olduğunu düşünmesi ve motivasyonunun düşük olması da oldukça muhtemel tabi. Bunlardan bahsetmemin nedeni, benzer durumda olanlarımız ve tanıdıklarımız için en kısa sürede doğru bir yönlendirmeyle yabancı dili sevdirip doğru bir çalışma ve destekle ivme kazanmalarını, daha iyi bir seviyeye gelmelerini sağlamaktır. Bu konuda yalnızca düşünce yada deneyimleri olan kişilerden ziyade, profesyonel kişilerden yardım almak oldukça faydalı olacaktır.

Yabancı dil öğrenme noktasında öncelikle, bunun önemini ve hedeflerimizi çok iyi değerlendirmeli, kendimize karşı dürüst olmalı ve sürekli bir çalışma & gelişim içinde olmalıyız. Tabi bu noktada amaçlarımız da önemli, amacımız yalnızca sınavdan yeterli puan almaksa ona göre bir çalışma, eğer bu yeni dili iletişim aracı olarak aktif bir şekilde kullanmak, kendimizi iyi bir şekilde ifade edebilmek, herhangi bir ülkeyi kendi başımıza ziyaret edebilmek, globale açılmak ise çalışmalarımız ona göre olmalı. Türkçe konuşulmayan bir ülke ziyaret edildiği ve çevremizde Türkçe konuşanlar olmadığında bu önem daha iyi anlaşılıyor tabi. Bu yazımda adım adım bunlar böyledir diye bahsetmeyeceğim. Onları rahatlıkla internette kısa bir araştırma yaparak bulabilirsiniz, ben daha çok “sıfırdan başlayarak öğrendiğim yabancı dilde beni en çok hızlandıran şeyler neler oldu?” onlardan bahsedeceğim. Herkesin çalışma şekli farklıdır tabi ki. Ama şu bir gerçek, hem yabancı dil, hem spor hemde diğer bir çok şeyde süreklilik şart. Az olsun sürekli olsun.

Almanca ağırlıklı eğitim veren bir liseden mezun olduğum için üniversitede İngilizceye en baştan başladım. İngilizcesi çok iyi olan arkadaşlarımdan sürekli feedbackler alıyor, sorular soruyordum. Bunlardan en kıymetli soru ve cevap şuydu;

-Günde 1 saat İngilizce çalışarak hazırlık sınıfını geçebilir miyim?

-Her gün düzenli olarak çalışırsan okul 1. si bile olabilirsin.

demişti arkadaşım. Gerçekten neredeyse hiç aksatmadan, her gün İngilizce adına okumalar, dinleme ve izleme, konuşma vb. gibi çalışmalar yaptım ve ilk dönem sonunda tam puana yakın bir ortalama ile okulumda 1. olmuştum. Burada güzel bir “kaplumbağa ile tavşan” örneği var aslında, hatta daha fazlası. Öyle ki başlangıç çizgilerimiz aynı değildi. Ben “am, is, are” ile İngilizceye sıfırdan başlamış birisi olarak, onların başlangıç çizgisinin çok gerisindeydim. Çoğu arkadaşım orta seviye İngilizceye sahip oldukları için hiç pratik yapmaz ve “ben biliyorum” havasında vakit geçirirlerdi. Ve maalesef o 1 senenin çok faydasını göremediler. Bazılarınıza, “benim ingilizcem başlangıç seviyesinde her gün 1 saat benim için yeterli olmayabilir” gibi gelebilir. Benim durumumun aynısından bahsediyorsunuz şuan, bana yetti hatta beklediğimden daha yüksek bir seviyede olmasını sağladı. Emin olun bu kararlık ve çalışmayı sağlarsanız size de hayli hayli yetecektir. Geçen senelerde özel ders verdiğim üniversite öğrencilerine günde 20 dakika da olsa sürekli çalışma yapmalarını öneriyordum, ve inanın 3-5 ay gibi kısa bir sürede gayet güzel sonuçlar aldık ve kendileri de 20 dakikanın neler getirdiğine inanamadı. Buraya kadar yazdığım şeyleri bir cümle ile özetleyecek ve bu işin merkezinden bahsedecek olursak, “tutku + 20 dakikalık günlük düzenli çalışma”.

languages

Herkesin çalışma şekli farklıdır, bana en çok fayda sağlayan yol kesinlikle açık ara farkla, ingilizce kitap okumak oldu. Burada 2 soru sorarak devam etmek istiyorum.

1.) Nasıl okumak gerekir?

2.) Neden?

1.sinden başlayalım. Ben kendimce şu şekilde yaptım ve oldukça faydası oldu. Seviyeli ingilizce hikaye kitapları var. 1-2-3-4-5-6. seviye olarak devam ediyor. Seviyemiz hangi seviye olursa olsun, 1. seviye bir kitap alarak okumaya başlıyoruz. Okuduğumuzun cümlede verilen ana mesajı genel hatlarıyla anlıyorsak bilmediğimiz kelimelerin Türkçe anlamlarına bakmıyor, sözlük kullanmadan okumaya devam ediyoruz(Neden? sorusunu hemen cevaplayacağım.). 1. seviye kitabı bitirdiğimizde ise sormamız gereken soru “kitabın %70’ini anladım mı?” eğer, cevabımız evet ise, bir üst seviye kitap ile okumaya devam ediyoruz, 2. seviye kitap alıyoruz. Bu kitabı da bitirdik ama bu sefer %70 ini anlamadık. O zaman yine 2. seviye, aynı seviye ama farklı bir kitap alıp onu okumaya devam ediyoruz. Ve döngü bu şekilde devam ediyor, “evet” ise 1 üst seviye kitap, “hayır” ise aynı seviye farklı bir kitap…

Peki neden bilmediğimiz kelimelerin Türkçe anlamlarına bakmıyoruz?

  1. Çünkü ilk aşamalarda bilmediğimiz kelimelerin fazla olması oldukça normal. Aynı sayfada sürekli bilmediğimiz kelimeler için sözlük kullanmak bizi hem yavaşlatacak, 3 dakikada okuyacağımız sayfayı 7-8 dakikada okumamıza neden olacak, hem de sürekli sözlük kullandığımızdan dolayı bilmediğimiz kelimelerin çok olması motivasyonumuzu düşürecektir. Bildiğimiz üzere motivasyon bu işin can damarlarından birisi. Ayrıca tüm kelimeleri bilmek zorunda da değiliz tabii ki, örneğin “mercek(ilk aklıma gelen ve yıllardır kullanmadığım bir kelime olduğu için bunu yazdım, siz diğer örnekleri düşünebilirsiniz)” kelimesi. Bu kelimeyi en son ne zaman kullandık? Ben en son,yıllar önce lisede fizik derslerindeyken kullandığımı hatırlıyorum. O yüzden her bilmediğimiz sözcüğün Türkçe anlamına bakmak, zaman ve moral kaybetmek yerine eğer cümleyi genel hatlarıyla anlıyorsak sözlük kullanmadan okumaya devam ediyoruz. Düzenli çalışmaya başladıktan sonra, ilerleyen aşamalarda bilmediğimiz kelimelerin sayısı oldukça azalıyor, pek bilinmeyen kelime kalmıyor zaten.
  2. “Peki, sözlük kullanmadan yeni kelime öğrenme nasıl olacak?” sorusunun cevabını veren diğer bir neden ise, tüm kelimeler oldukça kullanılan ve önemli kelimeler değildir. Önemli olsalar bile öncelikli olarak ilk aşamada öğrenmek zorunda olduğumuz kelimeler değildir. Bir örnek vererek açıklamak gerekirse, “Hırsız alaca karanlıkta sessiz ve küçük adımlarla sanki rüzgar esiyor edasıyla çok hızlı bir şekilde evden içeri girdi. Çocuğun odasının kapısını araladı ve çocuğu bayılttı.” İlk aşamada, buradaki ana olayı, “hırsız eve girdi ve çocuğu bayılttı.” bunu anlamak yeterli olacaktır. Eğer bunu anladıysak, ilk karşılaştığımız ve anlamını bilmediğimiz kelimeler için sözlük kullanmıyoruz. Yeni kelime öğrenimi ise şöyle oluyor, karşımıza çıkan bilmediğimiz ve Türkçe anlamlarına bakmadığımız kelimeleri birkaç sayfa sonra yine gördük, ya da farklı bir okumada epeyce karşımıza çıkmaya başladı. Demek ki bu kelime çok kullanışlı güncel bir kelime, işte şimdi kelimenin anlamına bakıyoruz. Tabi aradan süre geçtikten sonra kelimenin anlamını unuttuk, yine bir metinde karşımıza çıktı. “Aaa ben bu kelimeyi biliyordum!” diye tepki verdikten sonra, hatırlamaya çalışıp eğer hatırlayamıyorsak sözlük kullanıp tekrar anlamını öğrenme, aradan zaman geçtikten sonra yine unutup yine hatırlama gibi süreçlerden sonra çok kullanışlı ve faydalı kelimeleri daha kalıcı olarak öğreniyoruz. Peki bu kelimeler ingilizce okuma ve konuşmamıza yeterli olur mu acaba? Günlük 20 şer dakikalık tekrarların getirdiği devasa çalışmayla inanın oldukça sağlam bir kelime bilginiz oluyor. Bazıları günlük kelime ezberi de yapabiliyor, herkesin çalışma şekli farklı. Beyin tüm kelimeleri alacak yetiye sahip. Burada tercih size kalmış. 

Şimdi geri dönüp bir üst başlığa çıkarak 2.) Neden? sorusunu cevaplamak istiyorum. Bana en çok ingilizce kitap vb. okumak faydalı oldu. Çünkü okumak aslında, dil bilgisi, kelime bilgisi, hangi sorulara nasıl daha güzel cevaplar veriliyor, yerinde özlü sözler, atasözü ve deyim kullanımları nasıl oluyor, telaffuz ve dinlememizin gelişmesi konusunda bize yardımcı oluyor. Nasıl peki? Okurken sesli ve konuşuyormuş edasıyla okursak hem konuşmamızı, telaffuzumuzu hemde dinlememizin gelişmesini, o kelimelere aşina olmamızı sağlıyoruz. Okurken, dil bilgisi kurallarını gözlemleyebiliyor, yenilerini öğrenebiliyor, bildiklerimizin pratiğini yapıyor ve hatta zaman zaman sözlüğe bakmadan, tahmin ederek dahi farklı güzel kullanımlar, yeni bilgiler öğrenebiliyoruz. Tabi denildiği gibi dil bir bütün, ama bu noktada okumada yapılan çalışmalar ve edinilen bilgiler bilinçaltı misali, konuşurken bize güzel malzemeler olarak istemli ve istemsiz aklımıza gelecek. Bir metinde buna böyle cevap verilmişti, bu şekilde kullanımlar vardı vs diye bize çok yardımcı olacak. Belli bir konuşma pratiği ve kırılma noktasını aştıktan sonra ise, bize mükemmel bir ivme kazandırıp konuşmamızın hem akıcı hem de kaliteli kelimeler, çok kullanılan kelimelerle olmasını sağlayacak.  

Özetlemek gerekirse, “tutku+ 20’şer dakikalık günlük okuma ağırlıklı çalışmalar” ile eğlenceli bir çalışma yapıp iyi bir ingilizceye sahip olabiliriz. Okumak için günlük hayatla ilgili konulardaki kitaplar başta olmak üzere, farklı farklı kitap türleri ve konuların okunmasını tavsiye ederim. İzlemeyle ilgili ise, TED’i tercih edebilirsiniz. Farklı alt yazı seçenekleriyle bir çok kategoride güzel, ilham verici konuşmalar mevcut.

Siz de, kendi yabancı dil öğrenme deneyim ve tavsiyelerinizi paylaşarak yabancı dil öğrenenlere faydalı olmak ister misiniz? Değerli yorum ve paylaşımlarınızı bekliyorum. 

*Son olarak ben 1 saatlik düzenli çalışmalarımı, hazırlık sınıfı 2. dönemimde yapamadığım için hemen etkisini gördüm, notlarım düştü. 1. değil 3. olarak bitirdim seneyi. Sürekli bir çalışma sağlayarak en iyi şekilde karşılığını görebilmeniz dileğiyle 🙂

*1 hafta boyunca müsait vaktim olacak, sormak istedikleriniz varsa sorularınızı cevaplamaya çalışabilir ve konuşma pratiği yapmak istiyorsanız uygun vakitler için yardımcı olabilirim. Facebook sayfamdan iletişime geçebilirsiniz.

Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz.

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button

1 Comment

  • Thank you !!! I am learn english

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!