Şub 20, 2015 - Genel    1 Comment

Türkiye Girişimcilik Vakfı İsrail Etkinliği

Açıkçası ben de diğer fellow arkadaşlarım gibi ilk FellowUp toplantımızda, İsrail’e gideceğimizi duyunca çok şaşıranlardanım. Gitmemize kısa bir süre kala, sosyal medyada ve günlük hayatta sık sık “Neden İsrail, ne yapacaksınız ki orada, orası tehlikeli değil mi?” gibi devam eden sorularla karşılaştık. Neden İsrail sorusuna, Sina Afra’nın Instagramda paylaşmış olduğu fotoğrafı kullanarak cevap vermek istiyorum.

israil-girisimleri

Rakamlara inanması çok zor değil mi, hele ki İsrail gibi küçük bir ülke, az bir nüfus için? Canan Döşlü’nün ifadesine kesinlikle katılıyorum. “Ortadoğu bölgesinin Silikon Vadisi, İsrail’in ta kendisi”.

En baştan alacak olursak, Girişimcilik Vakfı İsrail etkinliği 27-30 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen mükemmel, dört dörtlük, bir dört gündü. Birçok startupı dinleyip birçok girişimciyle tanışma sohbet etme, fikirlerimizi aktarma fırsatı bulduk. Bu yazımda bu dört gün içinde beni en çok etkileyen ve bende merak uyandıran girişimlerden ve ilham aldığımız girişimcilerden kısaca bahsedeceğim.

Öncelikle Pazartesi gecesi 23:50-00:30 gibi fellow ekibinin büyük bir kısmı ile Sabiha Gökçen havaalanında buluştuk, sabah 6 civarında uçuşumuz olduğundan ve 2 saat öncesinde orda olmamızın gerekmesinden dolayı, gece buluşup geceyi havaalanında sohbet ederek geçirmeye karar vermiştik. Gece uzun süren sohbet ve beklemenin ardından Check-inlerimizi tamamladık ve uçağa binip İsrail’e doğru yola koyulduk.

Selfiesiz olmaz tabi.

israile gidiş uçak selfiesi :)

israile gidiş uçak selfiesi 🙂

… ve öğlene doğru İsrail’e vardık. İlk gün Kudüs programımız vardı. Yahudilik, Müslümanlık ve Hristiyanlık’ın izlerini bir araya getiren Kudüste, rehberimiz eşliğinde turumuzu tamamladık. Kudüs gezimiz ile ilgili detaylı bilgiye, Canan’ın güzel blog yazısından ulaşabilirsiniz.

http://canandoslu.com/girisimcilik-vakfi-israil-gezisi-1-gun-kudus-ziyareti/

Kudüs programımız bittikten sonra Yossi Vardi ile akşam yemeğine katılmak üzere Tel-Aviv’e doğru yola çıktık.

1942 doğumlu olan Yossi Vardi, girişimci/girişimcilik denilince ilk akla gelen isimlerden. Aynı zamanda “Dünyadaki web tabanlı ilk anlık mesajlaşma uygulaması” olan ICQ girişimiyle, bugün çoğu sosyal medya uygulamalarında kullandığımız, “anlık mesajlaşmanın temellerini atan kişi”. Microsoft, Yahoo, Cisco, Ebay gibi dünya devi şirketlere satılan milyon dolarlar değerindeki birçok girişimin de yatırımcısı ve destekçisi olduğu gerçeği, Yossi Vardi’nin girişimci ve girişimciliğe verdiği önemi gayet açık bir şekilde gösteriyor.

Restoranda yerlerimizi aldıktan sonra, açılış konuşmasını yapmak üzere söz Sina Afra’daydı. İsrail girişimcilik ekosisteminden ve kısaca Yossi Vardi’den bahseden Sina Bey, sözü Yossi Vardi’ye bıraktı.

Yossi Vardi’nin konuşmasında en çok etkilendiğim nokta ise, İsrail’in girişimcilikteki sırrını merak ederek sorduğumuz “Neden İsrail’de girişimcilik bu kadar yaygın, İsrail’i başarılı yapan nedir?”sorusuna verdiği yanıtıydı. Cevabında ilk günkü tur rehberimizin de söylediği, “kültür” kısmına şöyle değindi.

“Bunun aslında birçok cevabı var. Eğitim diyebilirsiniz İsrail’in eğitim sistemi çok iyi, çok iyi mühendisler yetiştiriyoruz. Devlet desteği diyebilirsiniz, evet devlet teknolojiye destek veriyor. Para çok iyi bir cevap olmasa da birçok ülkeye nazaran bu da bizim için bir avantaj olabilir. Ancak bunların hiçbiri yeterli değil. İsrail’i başarılı yapan şey “kültürüdür”. Burada anneler çocuklarını küçük yaştan itibaren çalışmaya, üretmeye teşvik ederler. Ülken için bir şeyler yapmalısın, dünya için bir şeyler yapmalısın, çalışmalısın diye telkin ederler. Bence İsrail’i farklı yapan budur. Biz çalışkan ve üretken bir kültüre sahibiz.”

Yossi Vardi ve Sina Afra

Yossi Vardi ve Sina Afra

İkinci günümüzün büyük bir kısmı Google ofisinde geçti. Şimdi sıkı durun! Google her Çarşamba günü “Startup Wednesdays” adında bir etkinlik düzenliyor. Ve bu etkinlik sayesinde, ofisini halka ücretsiz bir şekilde açıp girişimcilerin bir araya gelmesini, onların kendi aralarında fikir paylaşımı yapabilmesini, networklerini güçlendirmelerini ve dahası daha kolay bir şekilde yatırımcıya ulaşabilmelerini sağlıyor. Sabahtan akşama kadar devam eden zengin içerikli yemek ve içecek ikramlarını da unutmamak lazım tabi. Umarım Türkiye’de de en kısa zamanda Çarşamba günleri, halk günü olarak yalnızca bazı marketlerde indirimin olduğu günlerden ziyade bu şekilde bir hal alır.

Google’ın güzel açılış ve hoş geldiniz konuşmasından sonra Doron Avni(Google Ortadoğu, Afrika, İsrail ve Türkiye Bölgesi Kamu İlişkileri Direktörü) ve Alon Chen(Google Ülke Pazarlama Müdürü) tarafından yapılan sunumdaki “Google’un inovatif fikirlerinin altında yatan 8 prensibi” inceleyecek olursak;

8 innovation principles

8 innovation principles

Yazımın çok uzun olmaması adına, dinlediğimiz girişimcilerden en çok beğendiğim ikisini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Waze, dünyanın en büyük topluluk tabanlı trafik ve navigasyon uygulaması. Trafikteki kullanıcıların GPS sayesinde trafik durumunu paylaşması üzerine kurulu bir işleyişi var. Tüm kullanıcılardan toplanan bu veri akıllı bir harita üzerinde gösterilerek yaşanılan trafik sıkışıklıklarının, kazaların ya da var olan polis çevirmelerinin yerleri belirlenmiş oluyor. Böylelikle kullanıcılar var olan durumdan haberdar oldukları için gereksiz zaman ve benzin harcamasından kurtulmuş oluyorlar. Ayrıca Waze haritaları, kullanıcı topluluğu tarafından sürekli güncellenebiliyor. Böylelikle yaşadığınız yerlere yakın olan yollardaki değişiklikleri hakkında diğer Waze kullanıcılarını da bilgilendirebiliyorsunuz. Waze ile ilgili 2 sorum şunlardı;

1- Ofisimden evime daha hızlı gidebilmek ve trafiğe yakalanmamak adına, ofisten çıkmadan 2-3 saat önce waze kullanıcısı olarak gideceğim güzergâh ile ilgili “inanılmaz trafik ve yol çalışması var” gibi asılsız, doğru olmayan bir feedback verdim diyelim. O yolu kullanmak isteyenler bu paylaşımımı görüp kullanmak istemeyecektir. Bu şekilde yanlış bilgilerin önüne nasıl geçiyorsunuz ve bu kullanıcılara yaptırımınız nedir?

Uygulamada kullanıcıların çeşitli seviyeleri var. Kullanıcı uygulamayı daha aktif bir şekilde kullandıkça seviyeleri artıyor ve de bu seviyelere bakarak bilginin doğru olup olmadığı anlaşılıyor aslında. Aynı zamanda o yolu kullanan diğer bir kullanıcıdan farklı bir bilgi geldiği anda hemen güncelleme yapıyoruz. Yani çok sorun olmuyor.

2- Bu soruyu başlangıç aşamanızı(yapı taşınızı) anlayabilmek için soruyorum. Örneğin İzmir’de yaşıyorum ve de uygulamayı çok beğendim, kullanmak istiyorum. Ama İzmir’de uygulamanızı kullanan hiçbir kullanıcı yok ve bu yüzden anlık veri alabileceğim bana trafik durumunu söyleyecek kimse yok. Uygulamayı neden kullanmalıyım? Bu problemi nasıl çözüyorsunuz?

Bu soruma ikna olacağım bir cevap alamadım maalesef, sunum sonrasında kısa bir vakit zarfında sorduğum içindir belki de. “Bir şekilde başlıyor insanlar kullanıyor yavaş yavaş ve devam ediyor. “gibi basit bir cevap alabildim yalnızca. Ve empati yapıp ben olsam, “Taksiciler ve ambulanslar genellikle trafiğin büyük iki kullanıcıları. Belki ambulanslarla ya da taksicilerle uygulamamı kullanmaları için anlaşıp kazan kazan mantığınca uygulamamın yaygınlaşmasını sağlardım diye düşünüp soruma ilave olarak cevaben ekledim.

 

Diğer beğendiğim girişim ise Slick Login; Güvenlik önlemlerini arttırmak için bankalar, büyük şirketler vb. kullanıcı adı ve şifre altında ikinci bir güvenlik katmanı daha kullanma ihtiyacı duyarlar. Bu belki özel bir USB bellek belki de bir anahtarlık şeklinde özgün şifre üreticisi olabilir. 2013 senesinde kurulan SlickLogin ikinci güvenlik katmanı olarak yeni bir çözüm sunmaktadır. Ultrasonic dalgaları ve akıllı telefonunuzu kullanarak, sistemin sizi tanımasına olanak sağlamaktadır. Kullanımı oldukça basit. Bilgisayarınız insan kulağının duyamayacağı ultrasonic ses dalgalarını yayarken telefonunuzu bilgisayarınıza yaklaştırdığınızda sihir gerçekleşiyor. Ayrıca Google SlickLogin’i 2014 yılında, daha çok yeni bir girişim olmasına rağmen açıklanmayan bir meblağ ile satın alıyor.

 

Ve etkinliğin bitmesine son 1 saat civarı bir süre kala, karşımızda MEET adlı sosyal girişim projesi vardı. Tüylerimizi diken diken eden ve hepimizin merakla, heyecanla dinlediği inanılmaz bir projeydi. Barış yanlısı, eğitimi ve daha iyi bir dünyayı amaçlayan harika bir proje gerçekten.

MEET (Middle East Education through Technology), Filistin ve İsrail’deki genç liderler arasında profesyonel işbirliği kurmayı amaçlayan, MIT tarafından desteklenen, 2004 yılında kurulmuş bir girişim. MEET sayesinde Filistin ve İsrail’deki 15-17 yaş aralığındaki gençler hem birlikte eğitim alıyorlar hem de birlikte bölgeleri için projeler geliştiriyorlar. Ayrıca MEET, öğrencilerini teknolojik ve teknik açıdan yetiştirirken onların sosyal bilinci yüksek girişimciler olmasına yardım ediyor.

Süreç:

  • 15-17 yaş aralığındaki liderlik potansiyeli taşıyan insanlar seçilir.
  • 3 yıl boyunca süren bir eğitim, yaz kampları ve yıl içindeki programlarla öğrencilere aktarılır(computer science, social entrepreneurship, problem solving, leadership odaklı).
  • 3 yılın sonunda programdan mezun olan öğrenciler programa yeni seçilen öğrencilere mentorluk yapar.
  • Her yıl kazanımların paylaşılması için MEET Conference düzenlenmektedir.

Mottoları da bu güzel projeyi özetler nitelikte;

Palestinians + Israelis + MIT + Tech + Leadership = MEET!

 

 

Üçüncü günümüz ise Tel Aviv deki girişimlerden birkaçını ziyaret, halk kütüphanesi ve serbest zaman olarak devam etti. Öncelikle Tel Aviv şehri hakkındaki düşüncelerimi söyleyip sonrasında eBay İnovasyon Merkezi’ne olan ziyaretimizde dinlediğimiz The Gift Project ile ilgili edinimlerimi paylaşarak yazımı tamamlamak istiyorum.

Tel Aviv’e bir bakıma küçük İstanbul diyebiliriz. Ama İstanbul’dan küçük olmasına ve İstanbul’a kıyasla çok az bir nüfusa sahip olmasına karşın 60 adet halk kütüphanesine sahip. Her kütüphanenin kendine özgü bir konsepti var. Örneğin bir kütüphanede bir kat tamamen, yalnızca girişimcilere ayrılmış durumda. Bu da girişimcilere güzel bir feedback ortamı oluşturup fikir paylaşımı ve network konusunda çok büyük bir katkı sağlıyor olsa gerek. Eklemeden geçemeyeceğim, daha az nüfus ve daha fazla kütüphaneye sahip olmalarına rağmen gördüğümüz kadarıyla kütüphanelerin doluluk oranları, bizimkilere kıyasla çok daha fazla.

Gelelim son olarak son duraklarımızdan birisi olan eBay’e. eBay’de dinlediğimiz Gift Project’in hikayesi, kurucu ortaklarının arkadaşlarına doğum günü hediyesi alırken küçük hediyeler almak yerine, herkesten bir miktar para toplayıp arkadaşlarına güzel bir sürpriz yapma, daha iyi bir hediye alma çabası ve bu süre zarfında çektikleri zorluklara dayanıyor. Herkese bu şekilde bir düşünceleri olduklarını anlatmaları, tek tek para toplamaları vs vs. Buna çözüm olarak ise Gift Project ortaya çıkıyor.

ebay | zafer çiğdem

ebay Israel | Zafer Cıgdem

Peki eBay ve Paypal’ın da önemli iş ortakları arasında olduğu Gift Project nasıl mı çalışıyor? Temel olarak bir kullanıcı bir hediye seçip, hediyeyi vereceği kişiyi belirler ve diğer arkadaşlarını veya diğer kullanıcıları, hediye alımına katkı sağlamaları için davet eder. Yeteri kadar para toplanınca, hediyenin seçildiği mağaza, hediyeyi alıcıya gönderir. Daha küçük maliyetler, daha büyük hediyeler.

Bu dört günün sonunda 7000 gibi gayet yüksek bir sayıda ve başarılı olmuş girişimin neden İsrail’den çıktığını gayet iyi anlamış olduk.

Yukarıda da bahsettiğim gibi dört dörtlük bir dört gündü, mükemmel bir etkinlikti. Bu etkinlikte emeği geçen Girişimcilik Vakfı Ailesine, başta Sina Afra, Mehru Aygül, Öykü Yılmaz ve Yomi Kastro olmak üzere, KTH Event Agency’den Efe Kethuda‘ya ve bizlere eşlik eden, bizlerle değerli bilgi ve deneyimlerini paylaşan Emre Uğurlu, Ayşe İnal, Berrak Kutsoy ve Elif Güvenen’e teşekkürlerimizi borç biliriz. En kısa zamanda yeni bir etkinlikte görüşebilmek dileğiyle. İyi ki varsın Girişimcilik Vakfı : )

Zafer Çiğdem’in yazı ve haberlerini Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

Saygılarımla …

Share Button

1 Comment

  • Uzun zamandır böyle bir duygu yaşamadım. Bu habere/yazıya sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Allah hakkımıza hayırlısı diyelim.

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!